Empresyonizm (izlenimcilik)

0
1651
Empresyonizm (izlenimcilik) :

Empresyonizm (izlenimcilik) :

  1. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmış ve bütün sanat dallarını etkilemiştir bir akımdır.

Özellikle doğadaki dış unsurların kişinin kendi içerisinde birtakım izlenim, duygusal iz bırakmasını savunan sanat ve edebiyat akımıdır.

Bu akım içerisinde yer alan sanatçılar, doğayı, çevreyi olduğu gibi değil, dış unsurların görünüşünü değiştirmeden, kendi izlenimleri yardımıyla olmasını tasarladıkları bir biçimde yansıtmaya çalışmışlardır.

Resimde izlenimcilik, özellikle ışık ve renkten kaynaklanan görsel izlenimlerin tanımlanmasına adanmış olduğu söylenebilir. Bu akımı takip edenler tarafından, resmedilen nesne veya olaydan çok günün belirli bir zamanı, belirli bir ışıkta sanatçı üzerindeki izlenimlere önem verildi.

Akımın öncüleri Claude Monet ve Camille Pissarro olarak kabul edilir.
Sanatta dış etkilerin içe yansımasını- içte izler bırakmasını veya bu izlere dayanarak sanat eseri meydana getirilmesini savunan bir sanat akımıdır.

Bu akıma, mensup olan sanatçılar, tabiatı gerçekte olduğu gibi, bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ancak ondan edinilen intibalar ölçüsünde ve niteliğinde anlatmayı gaye edinmişlerdir.

İzlenimcilere göre sanatçı doğrudan doğruya gerçeği değil, gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almalı, gerçekçiliği ve nesnelliği ikinci plana atarak, kişisel yorumu ön plana çıkarmalıdır.

İzlenimcilikte, yorumlar ve izlenimler, sanatçıdan sanatçıya değiştiği ve her sanatçı eserinde kendinde oluşan duyguyu ve izlenimi anlatacağı için, meydana getirilen edebî eser, yazarın veya şairin kişiliğine dair izler taşır.

Empresyonistlere göre Sanatçı, en genel anlamıyla, yaratıcılığını ve/veya hayalgücünü çeşitli eserler ile ifade eden kişidir. Sanatçı sanat olarak tanımlanan fiili icra eden kişidir.

Sanatçı, doğrudan doğruya, gerçeği değil de gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almalıdır.

İzlenimciliğin özellikleri

EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK
EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK

  Akımın en önemli özelliği bir izlenimin uyardığı duyu

  Bu akımın yazarı, doğrudan doğruya gördüğü gerçeği değil de, gördüklerinin ve izlediklerinin kendisi üzerinde bıraktığı izlenimi ve duyumu esas alır.

  Daha çok edebiyatta ve resimde gelişmiştir.

  Dış aleme, ondaki varlıklara ve nesnelere karşı ilgisizdirler.

  Edebiyatta, resimde, müzikte okuyucunun, seyircinin, dinleyicinin eserle karşı karşıya gelir gelmez edineceği izlenim bu akımın tatlı, yumuşak, kucaklayıcı, canlı teması olmuştur.

  Empresyonist sanatçının anlattığı dış dünya değil, dış dünyadaki varlıkların hayâle bürünmüş izlenimleridir.

  Empresyonistler, etkici ve duygucudurlar. Zaten empresyon, etki – duygu anlamındadır.

  Empresyonizm, esas olarak ve her şeyden önce özgürlüğün simgesidir, sembolüdür.

  Hayale ve soyut betimlemelere yer verilmiştir.

  Her şey sanatçının duyumuna bağlı olarak anlatılır.

  Objenin kişi üzerindeki izlenimleri önemli olduğu için realizmin karşıtıdır.

  Sanatçılar eserlerinde kendi iç dünyalarını dile getirmişlerdir.

 

Resimde Temsilcileri:

Auguste Renoir,

Claude Monet,

Empresyonizm (izlenimcilik) :
Empresyonizm (izlenimcilik) :

Fransız ressamı (1840-1926). Paris’te doğan Monet, Gleyre’in atölyesine girdi ve orada Renoir, Sisley ve Bazille ile dostluk kurdu. Monet başlangıçta çok güçlük çek­ti. Resmi Salon’dan geri çevrilen tab­lolarının çoğu (Kırda Öğle Yemeği, Le Havre’da Teras), alıcı bulamadı. Birkaç yıl sonra, insan resimleri çizmekten vazgeçti ve yeteneği manza­ra resimlerinde gelişti. Özellikle Sen Irmağı kıyılarında (Bougival, Argenteuil) resim yapma­yı seviyordu.

Van Gogh,

Toulouse Leatrec, Sisley,

Cezanne,

Camille Pissarro

 

Müzikte Temsilcileri:

M.Ravel,

C.Debussy,

J.A.Carpenter,

O.Respighi,

C.T.Griffes,

I.Albéniz,

P.Dukas

C. Debussy, paralel aralıkların kullanımı, ton hissinin zayıflaması gibi armonik alanda ortaya koyduğu yenilikler ile armoniye özgürlük kazandıran bir bestecidir. Ayrıca tam ton ya da politonal gibi yeni gamları kullanarak müzikte yeni bir çığır açmıstır. C.Debussy, 19. yüzyıl sonu klasik batı müziğine yeni kimlik kazandırarak, kendinden sonra gelen bestecilere de önder olmustur.

 

Edebiyatta Temsilcileri:

Rilke,

Arthur Rimbauld,

James Jayce

Empresyonizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri:

Ahmet Haşim,

Cenap Şahabettin

Türk edebiyatında bütün şiirleriyle izlenimci diyebileceğimiz şairler yok sayılır. Ahmet Muhip Dranas, Cahit Sıtkı Tarancı gibi sanatçıların kimi şiirlerinde bu akımın etkileri görülür.

Empresyonizm Örnek Metinleri

OFELYA

Yıldızların uyuduğu, sessiz, kara Dalgalarda Ofelya iri bir zambak, Yüzüyor tül gibi, uzanmış sulara… Avcı borularının ezgisinde bak.
Bin yıl geçti Ofelya yine üzgün Uzun sularda kefen gibi akıyor Bin yıldır, gündüz, gece deli gönlünün Hüznünü meltem yellerine döküyor
Yöresinde üzgün nilüferler bazen Dağıtıyor kızcağızın uykusunu Bir kanat vuruşuyla dallar yuvadan Salıyor yıldızların altın şarkısını
(Arthur Rimbaud, Çev. Erdoğan Alkan)

GEÇMİŞ OLA

Hâtıralar, ne istersiniz benden?… Sonbahar… Durgun gökte ardıç kuşları uçuşmadalar Güneşten ölgün ve soluk bir ışık vurmada İçinde poyrazlar esen sararmış ormana.

Yapayalnızdık, yürüyorduk, türlü hülyalarda, Saçlarımız ve düşüncelerimiz rüzgârda. Çevirip güzel gözlerini bana: “Hangisi? En güzel günün” diye sordu o billur sesi.

Bir melek sesi kadar tatlı, o kadar derin Hafif bir gülümseyiş cevap verdi sesine öptüm ellerini, ibadet edercesine.

— Ah! İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır! Ne kadar sevimli bir mırıltıları vardır! Sevilen dudaklardan çıkan ilk evet’lerin!

(Paul Verlaine‘den Çev. Orhan Veli Kanık )

 

Claude Debussy ve izlenimcilik

  1. yüzyıl sanat dallarındaki yenilikler, müzik sanatına da yansımıstır. Besteci C. Debussy, izlenimci (empresyonist) müziğin öncüsü sayılır. C. Debussy, yasantısı ve sanatında izlediği yol bakımından “Sembolistler”e yakındır. İzlenimci ressamların estetik yaklasımlarından da etkilenmistir. Bundan dolayı izlenimcilikle bağdastırılıp, bağdastırılamayacağı tartısılmaktadır.
  2. Debussy, getirdiği yeniliklerle müzik tarihinde önemli bir bestecidir.

Karol Szymanowski, Ottorino Respighi, Maurice Ravel, Frederic Delius gibi besteciler de C. Debussy’den baska izlenimci besteciler arasında

sayılabilir.

 

1873 yılında Paris Konservatuarı’na giren C. Debussy, Fransız müzik yazarı ve müzik pedagogu olan A. Lavignac’tan (1830-1909) solfej,, hem organist besteci, hem de Fransız yayımcısı olan A. Durand’dan uyum bilgisi, sair P. Verlaine’nin kayınvalidesi olan Mme. Marmontel’den piyano, Cesar Franck’tan org dersleri aldı.

Daha o zamanlar “Kural dısı çalıyor”, “Neler yapıyor bu çocuk, yalan yanlıs çalıyor” diye elestiriliyordu. Fakat sınavlarını basarıyla veriyordu.

  1. Debussy, gençlik yıllarında çağının müziğini elestiren bestecidir, biran önce çağdas Fransız müziğinin yenilenmesi gerektiğini anlamıstır. Onun yenilikçi tavrı, Paris Konservatuarı’ndaki uyum bilgisi öğretmeni Emile Durand tarafından anlasılmıstır. E. Durand, C. Debussy’nin çalısmalarını karmasık, kuraldısı bulmustur. Aslında bu çalısmalar izlenimci müziğin habercileri olmasına rağmen, o yıllarda henüz nasıl bir yolda ilerlemek istediğine karar vermemis olduğundan çesitli etkiler altında kalmıstır.

 

1890’dan sonra besteci, sadelikten yana olmus, eserlerini kurallara uyarak yazmak yerine, düs gücünün sesini dinlemistir. Onun müziği, dinleyenlerin hayal gücünü harekete geçirmektedir.

  1. Debussy için tını ve renk çok önemlidir. Orkestrayı küçültmeyi denemis, orkestralamada heyecanlandırıcı güçlü etkiler yerine saf tınıları tercih etmistir. Çalgı birlesimleri konusunda büyük titizlikle hareket ederek ses renklerinin karısmasını önlemis, çalgının özgün tınısını korumaya çalısmıstır. Bakır üflemelerin üstünlüğüne son vererek tahta üflemelere öncelik tanımıstır. Celesta, arp, glockenspiel, gong gibi çalgıların esrarengiz renklerinden sık sık yararlanmıs, özellikle arp’ı yardımcı görevde değil, kendine özgü renk ve tınılarını sergileyecek sekilde kullanmıstır. Bütün bu çalısmalarıyla orkestranın tını hacmini genisleterek, insan sesini zaman zaman bir çalgı gibi ele almıstır. Çoğunlukla da “pianissimo” ve “piano” gürlüklerini tercih etmistir .
  2. Debussy’nin bağlı olduğu kavram ise sessizliktir. “Pelleas ve Melisande” sessizliğin çarpıcı biçimde kullanıldığı bu opera, basta çok elestiri almıs, besteci en güçlü duygularını bastıran Melisande’in sadece “sessizlik” ile anlatılabileceğini savunmustur. Tınısal açıdan getirdiği yeniliklerle beraber, sessizliği anlatım aracı olarak görüp kullanmasıyla C. Debussy, Anton Webern basta olmak üzere birçok besteciye önemli

bir esin kaynağı olmustur.

İzlenimci müzikte durağanlık, ölçülük, vurgudan kaçınma gibi kavramlar önemlidir. C. Debussy’nin saf sese duyduğu hayranlık çarpıcı ve renkli bir etki yaratmaktadır. Teknik açıdan bu durum, tonalitenin belirsizliği, armoninin genel olarak durağanlığı, ezgi ve eslik arasındaki ayrımdan doğmustur. Genel tını, besteci C. Debussy için, sarkı dizelerinden çok daha önemliydi. Bunun sonucunda “izlenimci” ressamların resimlerine benzer parlak renk tınısı doğmustur. İzlenimci müzik, neticede ruh haline

bağlıdır. C. Debussy’nin tarzının izlenimci olarak adlandırılmasının nedeni, resimsel imgeleri ve zarif renklendirmelerinden dolayıdır .

  1. Debussy’nin “izlenimciliği” (empresyonizm), müzikte ezginin tüm duyulara karsı, besteci kendisini iç organlarıyla yasayan biriymis gibi düsünürken, rüzgarın hareketini bir su gibi de görmektedir. Yani izlenimci müzikte, ritim ve ölçüm, belirsizliğe doğru eğilim gösterir. C. Debussy, 1915’de Bernardo Molinari’ye yazdığı bir mektupta, “Henüz armoninin sürecini yasamaktayız. Bu arada tek basına tını güzelliğiyle yetinen müzikçi çok az” demektedir.

Görüldüğü gibi, izlenimcilikle baslayan 20. yüzyıl müziği, özetleyici, yalın, tekrardan kaçınandır. Resimde, müzikte, edebiyatta izlenimciliğin özelliği “halka özgü” akım olmamasıdır. Yumusaklık ve inceliklik arasında bir etkilesim olmakla beraber, titizliği ortaya koymaktadır.

 

CEVAP VER